ANA SAYFA » KIRK BİR KERE İSTANBUL » Kırk Bir Kere İstanbul Hakkında » KIRK BİR KERE İSTANBUL
Muhabbetlerine katılmak isteyen herkese bir minderlik yer açar Kırk Bir Kere İstanbul ve heyecanla müjdesini verir: Bu kitap vesilesiyle yirmi bir mekânı ağır ağır gezen herkes, yirmi mekânda daha ağırlanacaktır. Sözünü çoktan vermiştir İstanbul. Onunla kırk bir kere buluşmak ve baş başa kalmak isteyenler için...
Rahşan Tekşen Kırk Bir Kere İstanbul adlı ilk eseriyle şehrin bir zamanlar ihtişamlı yüzakı olan fakat zamanla unutulmuş ve terk edilmiş mekânlarını yeniden hatırlatıyor. Bir yanıyla estetik zevki, diğer yanıyla da medeniyetimize hizmet görevini yerine getiren eser, serinin birinci cildi.
Tekşen, şehir adına yeni bir kazanç. Kitabındaki doyumsuz 21 yazı bir şehir tarihçisinin, bir sanat tarihçisinin elinden çıkmış gibi. Tekşen kimi yerde düpedüz bir tarihçi olup, anlattığı mekânın tarihsel derinliğine iniyor. Bir sebili, bir bedesteni, bir külliyeyi anlatırken dal dal yan hikâyeler okuyabiliyoruz.
Bazı kitaplar ismiyle çağırır bizi ilkin. " Kırk Bir Kere İstanbul" der. Merakımızı celbeder iyice. kapağının üzerindeki turuncu, sarı, kırmızı tonlar sıcacık bir duyguyla sarmalar. Şimdi, o bildik minyatürden gelen çağrıya kulak vermezsek olur mu hiç?
Doğrusu neşredilen bunca yayın içerisinde, bu hızlı akışın cereyanına kapılarak, sanırım bir mesleki deformasyona esir olarak, elimize geçen kitaplara gereken hassasiyeti gösteremediğimiz oluyor. Evet, yayın dünyasında, dalgınlaşmamızı ve hissizleşmemizi gerektirecek bir yoğunluk ve yüzeysellik yok değil; ama bu hissizleşme, ansızın karşımıza çıkacak nitelikli bir eseri fark etmemizi de zorlaştırıyor.
“Yürümek” eylemi üzerine düşündüğüm bir sırada, şimdi yeniden elime alıyorum Rahşan Tekşen’in Kırk Bir Kere İstanbul’unu. Saf İstanbul kokan kitap daha ilk sayfadan itibaren kütüphanelerinden çeşmelerine, bedestenlerinden sokaklarına her daim hassas bir yürüyüş düzeniyle varıldığının, bir cezbe ile mekânlara girildiğinin ifşası. Yürümenin ne kadar da zarif, insanın varoluşuna başka hiçbir...