ANA SAYFA / KIRK BİR KERE İSTANBUL / Kırk Bir Kere İstanbul'dan Seçmeler / Feshane

Feshane

Feshane
Feshane

PÜSKÜLLÜ BELA

...

Evvela sadece asker için ortaya çıkmışsa da öyle cazibeli hâle gelmiştir ki asker, memur, esnaf; hatta erkek, kadın demeden neredeyse herkesin başında fes görülür olmuştur. Lâkin esnafın halktan, memurun askerden ayırt edilebilmesi için feslerin kullanılış şekillerine kaideler getirilmiştir. Kimileri fesin etrafına çember saracaktır, kimileri ağabani, kimi leri tülbent… Meselâ ulema sınıfının haricinde kimse tülbent saramayacak, sıradan halksa etrafına hiçbir şey sarılmamış dalfes giyecektir.

Fes, başta dolaştığı kadar dilde de dolaşmış, her dönemde alacağı şekle dair mevzu olmuştur. Abdülmecid’e göre biraz daha küçülmelidir fes, bu yüzden mecidiye kalıbı yapılır ve fesler küçültülür. Abdülaziz’e göre biraz daha yayvanlaşması gerektiğinden, aziziye kalıbı; Abdülhamid’e göre biraz dikleşmesi gerektiğinden hamidiye kalıbı yapılır ve fesler şekilden şekle girer yıllar boyunca. 

İnsanların bedenleri de aynı olmadığından, on altı numaraya kadar pirinçten ya da ahşaptan fes kalıbı dökülür. Dar Beyoğlu fes isteyenin kaç numara giydiğini anlar esnaf olan. Ya da hamidiye, büyük hamidiye, aziziye, tam zuhaf, yarım zuhaf, efendi biçimi, İzmir biçimi… Herkes kendine uyan numarayı bilir ve onun adıyla ister alacağı fesi.

...

Metnin tamamı için: Kırk Bir Kere İstanbul, Şule Yayınları, 2013, sf. 159-166.