Anneler kızaran domateslerini, boy veren fasulyelerini anlatırken seslerinde kuşlar cıvıldıyorsa yeni evlatları olmuş, eskilerinin pabucu dama atılmış demektir. Belki de öyle değil... Anneler sevgilerinin, emeklerinin karşılığını nazlanmadan, can yakmadan, ikiletmeden veren evlatlar bulmanın sarhoşluğunu yaşıyordur. Ağrılarını, dertlerini, hatta anneliklerini unutmaları hep bu sarhoşluktandır belki.
İplik almaya her gidişinde beni de götürürdü annem. Renk seçimime karışmaz, sadece tezgâhın üzerindeki küçük kutudan alabileceğimi söylerdi. O küçük kutu, benim gittiğim iplikçi dükkânıydı ve o dükkânın tek müşterisi bendim. Sarısından moruna, yeşilinden pembesine…
Metroda Suriyeli küçük bir kız, elinde kâğıt bardakla aramızdan geçti. İstasyona gelince yanındaki çocuk ona seslendi: سعيدة