Rahşan Tekşen

ANA SAYFA  »  KİTAPLIĞIM  »  EDEBİYAT AİLEM   »  Şafak Çelik

Şafak Çelik

Uzatılmış Bir Yas
Uzatılmış Bir Yas

HATIRLANMASI İÇİN KÜÇÜK BİR NOT

Uzaklaşan çocukluğum ve tabii Özlem için…

 

hüzünlü bir not kalmış ardında

“bulutu severdi. beyaz

kuş lekesi olmayan”

 

suyla kaplı ateş katı

üzerinde seğiren ayaklarımız

telaşlı çocuklarız su üzerinde

unutacak olan çocuklar

bir an önceki telaşını

geçip bahçelere ne boş ne anlamsız

telaşı. yitirdikçe çocukluğu

büyüyen yük

 

içbükey

 

ıslak yorgan altında bir uykusuz at (eşiniyor)

dansçı bir babanın oğlu (gerer kaslarını)

konuşur kendine (su sesini yutuyor)

 

- ben geçerken düzeltirim

eğik ışıklarını sokak lambalarının

dönüşü olmaz belki

düşen huzmenin

 

- ben hazırlarım sesini

akdeniz’in alışkın balıklarının ve

sahile kapaklanan dalgaların

yorgun düşen sesini

 

- ben hatırlarım;

“kaç güneş batmış yüzünde

 saçların yıldızsız bir orman

 gölgesiz savruluyor

 kara gecede kara bir taş

 kara suya gömülüyor

 mümkün değil renklenmek yeniden

 esirliğimin balı

 senin ellerinle bile”

 

önümden geçen kaviste

gözlerimden kelimeler devrilebilir

dışa meyilli

 

dışbükey

 

eğnendiği gece omzundan kayıyor

ne ki sabah yine uzak

uzak renkleri soluk çocukluğun

yokluk ve neşe

uzak. telaşında koşturmanın

su üzerinde. yokluk

altında ateş

uzak çocuktan.

 

ekmek
ne mübarek

 

Şafak Çelik, Uzatılmış Bir Yas, Şule Yayınları, 2019

EDEBİYAT AİLEM KATEGORİSİNDEN...

alem-i-misal-rehberi-19656

Burcu Güven

Güneşin yakıcılığını bütün zerrelerinde  hissederek gözlerini zar zor açtı sonra tekrar yumdu. Bunaltıcı sıcak nefes almasını zorlaştırıyordu. Gücünü toplayarak kalkmaya çalıştı. Heybesi beş on adım ötesindeydi. Ama ne Eyyam ne de Mestur oradaydı. Telaşla seslendi fakat  kendi sesinden başka bir şey duymadı. Hangi yöne gittiğini bilmeden yürümeye koyuldu. Şansının  yaver gittiğini söyleyebiliriz çünkü takriben yarım saat sonra mola vermiş bir kervanla karşılaştı.

DETAY...

tek-basina-iyilik-98661

Aziza Rüya

Yakut topraklara ulaşan her yabancı büyüleyici manzara karşısında, vay vay vay, diyerek coşuyor, şehirden gözlerini uzun süre alamıyordu. Onu görüp cezbesine tutulanlar, kendilerine geldiklerinde haritalarına sarılıp, neresi burası, diye sorup soruşturmuş, onca çabalarına rağmen yerin adını öğrenememişlerdi.

DETAY...

demet-soysal-89758

Demet Soysal

Pazılarına kadar kıvırdıkları yenlerini besmele çekerek açan orta yaşlı babalar, kalın tırnaklarına nal gibi çakılmış takunyalarını sürükleyerek şadırvandan ağır ağır gelen dedeler, ezberlerini namazda unutmamak için sessizce tekrar eden yeni yetmeler, sıvalı paçalarıyla koşarak cemaate yetişen üstü başı toz içinde ırgatlar, ıslak sakalları yüzlerinde dirice parlayan gençler; kâmetle beraber ayaklanmış, gözleri yerde mırıldanarak birbirlerine yanaşıp tek saf olmuş, cübbesini estire estire mihraba gelen imamın tekbirine kulak kesilmişlerdi. “  Durdum divana, uydum imama, kıblem kabe-i şerife. ” “Allahu Ekber!” 

DETAY...

nekro-porta-48662

Meliha Öz

Yedi Tepeli Babil'de, İsa'nın doğumundan beş yüz otuz iki yıl sonra, bir zemherir öğleden sonrasıydı. Sokakta oynayan çocukların, pencere önünde nakış işleyen kızların, tacını henüz takmış imparatorların gözünden yaş geliyordu. Fakat bunların ne mutluluk ne de kederle ilgisi vardı. Yüzüstü yatarak aşağıda olan biteni kayıtsızca seyrediyormuş gibi salınan bulutların, herkese fazla gelen tuhaf ışığıyla ilgiliydi bu.

DETAY...

2026. Copyright © Rahşan Tekşen.

Avinga | XML