ANA SAYFA / KIRK BİR KERE İSTANBUL / Kırk Bir Kere İstanbul'dan Seçmeler / Yusuf Paşa Sebili

Yusuf Paşa Sebili

Yusuf Paşa Sebili
Yusuf Paşa Sebili
Yusuf Paşa Sebili
Yusuf Paşa Sebili

ŞEHRİN GELİNLERİ

...

Su insanın ayağına geldiği gün, çeşmelerin bir daha hiç konuşmayacağını anladı sakalar. Beyaz sorguçlarını, siyah çizmelerini çıkarıp kaldırdılar tavan arasına. Özene bezene süsledikleri atlarının sırtından kırbalarını indirdiler. Zira hâcet kalmamıştı sokak sokak dolaşıp “Şehidan-ı deşti kerbelâ ervahları için sebiiil!” diye bağırmaya. Hafız-ı taslar, çeşmeleri alınlarından öpüp onları Allah’a emanet ettikleri günden sonra, kimse aklayıp paklamadı hazneyi, kimse kalaylamadı tasları. Kimse su içmeye gelenlere hatırlatmadı, besmeleyle destur almadan çeşmeye uzanılamayacağını. Çeşmenin başında yapayalnız kaldı su yolcuları. Yalağa oturup günlerce bir ayak sesi beklediler. Bekledikleri gelmeyince, onlar da terk ettiler çeşmeleri. Çok geçmeden lüleler söküldü, taslar toplanıp götürüldü meçhûle. Gürül gürül şehre akan su, dağlara geri döndü. Vakıf kâtipleri, su nazırları, sebilciler… Bir bir yalnız bıraktılar çeşmeleri. Kurumuş bir ağıt, kurumuş bir kan gibi.

...

Metnin tamamı için: Kırk Bir Kere İstanbul, Şule Yayınları, 2013, sf. 9-16.