Selçuklu ve Osmanlı saraylarında çeşit çeşit güvercinler beslenirmiş. Saraya gelen yabancı sefirler ülkelerine dönerken de onlara güvercin hediye edilirmiş. Kendini bir kuşla simgeleştirip dünyanın dört bir tarafına uçuran zarif bir anlayış...
Anneler kızaran domateslerini, boy veren fasulyelerini anlatırken seslerinde kuşlar cıvıldıyorsa yeni evlatları olmuş, eskilerinin pabucu dama atılmış demektir. Belki de öyle değil...
Kitaplarımıza has dolaplarımız yoktu ama ortak bir kütüphanemiz vardı. Annemden koparttığımız her köşe, mülkümüze geçmiş bir arazi kıymetindeydi. Çünkü onları rahat ettirmek gibi bir derdimiz vardı.