Rahmetli Süheyl Ünver hocamızın "Edirne Medeniyetinde Sümbül" başlıklı makalesinde okumuştum. Halk sevap kazanmak ümidiyle Selimiye Camii'ne saksılar içinde sümbül yollar, bu saksılar saflar arasına konur ve sümbül kokuları arasında namaz kılınırmış.
İplik almaya her gidişinde beni de götürürdü annem. Renk seçimime karışmaz, sadece tezgâhın üzerindeki küçük kutudan alabileceğimi söylerdi. O küçük kutu, benim gittiğim iplikçi dükkânıydı ve o dükkânın tek müşterisi bendim. Sarısından moruna, yeşilinden pembesine…
Edebiyatla meşgul olan insanlar, malzemesi nokta, virgül olan metin ustaları gibi görülüyor. Alet edevatını kap da şu benim yazıyı bir düzeltiver, deniyor onlara sıkça. El atıyorlar atmasına amma çoğu zaman görüyorlar ki duvar çürük, çivi tutmuyor.