Rahşan Tekşen

ANA SAYFA  »  KİTAPLIĞIM  »  EDEBİYAT AİLEM   »  Filiz Geç

Filiz Geç

Alışılmadık Deniz
Alışılmadık Deniz

KUTSAL GECEDE KAÇIŞ

boynuma dolanan şeffaf bir eşarpla kaçtım

yol boyu iz bırakmadan

her adımda düştü ellerim

kim tanır beni bu yorgunlukla

 

karanlık bana göre değil

yıldızlar göç ediyor beklemeden sabahı

oturdum karşısına baharlar tazeledim

laleleri incitmeden dökmeden yaprakları

masmavi göklerden incecik yağmur gibi

bitmeyen yolculuklar halinde

telaşlı yalnız ve korkuyla

 

kimse bölüştürmüyor fısıltıları

herkes gördüğüne yabancı

iç sıkıntısı kokan tenlerinde

siyah mavi  kör bir baykuş

kaçsam alışılmadık bir biçimde

dokunmadan  babaların saçlarına

ürkek masum ve dualı

 

uzayan geceye kızıyorum

gece uzun kızıyorum

illa ateş mi olmalı yürümek için

geceyi terk etmek için ateş

ebedi bir kıvılcım suskunluğunda gözlerimiz

alışılmadık bir deniz köpükten elmaslar

kim çıkarabilir beni sevgilinin bahçesinden

 

bir plağa dokunmayalı çok oldu

bozar mıyım ahengi  saçlarında gezerken rüzgâr

her göğe bakanı uçacak sanmayın

simit susamları  kuşların kanadında

kim uçurabilir beni bu yorgunlukla

 

Filiz Geç, Alışılmadık Deniz, Şule Yayınları, 2018

EDEBİYAT AİLEM KATEGORİSİNDEN...

sabri-gumus-70679

Sabri Gümüş

Göreve çıkacağımız sabah kahvaltıda çorba vardı fakat burnuma mis gibi demli çay kokusu geliyordu. Kantinimiz yoktu ama nereden alıyordum o kokuyu anlamadım. İçim buruk bir şekilde bahçede toplandık. Arkadaşlarla şakalaşırken üst teğmen geldi. “Asker toplan!” Diye bağırdı. Çantalarımızı ve silahlarımızı sırtlandık, sonra tim düzeninde sıra olduk.

DETAY...

sukran-binark-83663

Şükran Binark

Ertan okul haricinde, evde bilgisayar başında değilse genelde bahçedeydi. Yine mahalleliye ve esnafa illallah dedirtiyordu ama eskisi kadar değil. En son vukuatında, arkadaşlarıyla vanaları kapatıp mahalleliyi susuz bırakmışlardı. Saatler sonra birinin aklına gelmişti vanaya bakmak da, durum anlaşılmıştı. 

DETAY...

nekro-porta-48662

Meliha Öz

Yedi Tepeli Babil'de, İsa'nın doğumundan beş yüz otuz iki yıl sonra, bir zemherir öğleden sonrasıydı. Sokakta oynayan çocukların, pencere önünde nakış işleyen kızların, tacını henüz takmış imparatorların gözünden yaş geliyordu. Fakat bunların ne mutluluk ne de kederle ilgisi vardı. Yüzüstü yatarak aşağıda olan biteni kayıtsızca seyrediyormuş gibi salınan bulutların, herkese fazla gelen tuhaf ışığıyla ilgiliydi bu.

DETAY...

sehirler-arasi-16658

Hatice Tekin

On yıl kadar önce Hacer üç, bilemedin dört yaşındaydı. Şerife Hanım birkaç gündür dikmeye çalıştığı güçceyi nihayet bitirmişti. Uyku mahmurluğu içinde yatağında mızmızlanan kızına gösterdi. Onu annesinin elinde görünce utandı Hacer. Bir müddet ne yapacağını bilemeden durdu. Sonra yüzünü yastığına gömüp öylece kaldı. Şerife Hanım bu işlerin zorlamaya gelmeyeceğini biliyordu. Bu yüzden güçceyi sandığın üzerine bırakıp dışarı çıktı.

DETAY...

2026. Copyright © Rahşan Tekşen.

Avinga | XML