Feriduddin-i Attar'ın anlattığına göre Habîb Acemî adında bir zat ne zaman Kur'an dinlese ağlarmış. "Arapça bilmiyorsun, neden ağlıyorsun?" diyenlere, "Evet bilmiyorum. Ama dilim Acemîdir, kalbim Arabî..." dermiş.
Kitaplarımıza has dolaplarımız yoktu ama ortak bir kütüphanemiz vardı. Annemden koparttığımız her köşe, mülkümüze geçmiş bir arazi kıymetindeydi. Çünkü onları rahat ettirmek gibi bir derdimiz vardı.
Bir tuşa basınca şecereyi önüne döküyormuş bilgisayar. Dün altını bezlediğimiz çocuklara, beş kuşak önceki dedemizin adını, nerede doğduğunu, ne zaman vefat ettiğini söylüyormuş.