Rahmetli Süheyl Ünver hocamızın "Edirne Medeniyetinde Sümbül" başlıklı makalesinde okumuştum. Halk sevap kazanmak ümidiyle Selimiye Camii'ne saksılar içinde sümbül yollar, bu saksılar saflar arasına konur ve sümbül kokuları arasında namaz kılınırmış.
Kitaplarımıza has dolaplarımız yoktu ama ortak bir kütüphanemiz vardı. Annemden koparttığımız her köşe, mülkümüze geçmiş bir arazi kıymetindeydi. Çünkü onları rahat ettirmek gibi bir derdimiz vardı.
Selçuklu ve Osmanlı saraylarında çeşit çeşit güvercinler beslenirmiş. Saraya gelen yabancı sefirler ülkelerine dönerken de onlara güvercin hediye edilirmiş. Kendini bir kuşla simgeleştirip dünyanın dört bir tarafına uçuran zarif bir anlayış...