ANA SAYFA » KİTAPLIĞIM » EDEBİYAT AİLEM » Sümeyra Yaman
SAHURA KALDIRILMAYAN ÇOCUKLAR ÇETESİ
Tek bir nefestir görünür kılan rüzgârın şeklini
Beni hazırla
Rüzgâr çağırdıkça koyulaşan
Toz ve dumanıyla şehirlerin anası
Felaketi bir kavmin sekiz gece
Azalıyor mahlukatın eşrefi
Dönüp bakmadılar mı?
Derken onları o yerden
Derken söküp çıkaran
Kelimeleri nasıl donmuş sıcak dudağında
Geceyi görünür kılandır tek nefes
Islak seslerine tutunarak çocuklar
Üç damla telaş
Dilime dokunan ağırlık
Beni hazırla
Gitgide kirpiklerinden ayrılan uzayan kayan
Gözlerini arayan parmak uçları
Esneterek çekiyor geceyi gıcırtıyla
Gıcırtıyla bana dönüşüyor
Gözlerinin ıslak rengi
Tek bir nefestir iki ayet arası
Ad ve Semud arası
Musa’yla ateş
Yağmur damlar ya kuşların gölgesinden buna inanılır
İnanılır gece gölgesidir güneşin
Şimdi ismini saydığım çocuklar
Sıcacık dökülürler yataktan
Damla damla ezan dönüşür suya
İncecik iki dudağının arası
Rabbim!
Beni bir sonraki güne hazırla
Sümeyra Yaman, Parmak Hesabı, Şule Yayınları, 2019
Yedi Tepeli Babil'de, İsa'nın doğumundan beş yüz otuz iki yıl sonra, bir zemherir öğleden sonrasıydı. Sokakta oynayan çocukların, pencere önünde nakış işleyen kızların, tacını henüz takmış imparatorların gözünden yaş geliyordu. Fakat bunların ne mutluluk ne de kederle ilgisi vardı. Yüzüstü yatarak aşağıda olan biteni kayıtsızca seyrediyormuş gibi salınan bulutların, herkese fazla gelen tuhaf ışığıyla ilgiliydi bu.
Bahçemizde bir elma ağacı var. Meyveleri pazardakiler gibi kırmızı ve büyük değil. Küçük, yeşil ve biraz ekşiler. Isırdıkça tatlı tatlı kokuyorlar. Bu ağaç benim yazlığım. Kış biter bitmez serçe gibi dallarına konuyorum. Yaprakları beni herkesten saklıyor. Bir de babam gölgesine salıncak kurdu mu, değmeyin keyfime!
Pervanenin gölgesi düştü antik şehre, Zeus’un tüyleri ürperdi. Kuş bakışı seyrettim Bergama’yı. Tiyatro sessiz, basamaklar boş, rüzgâr kendi yazdığı oyunu sergiliyor. Genç kızın saçları yüzünü okşuyor tutkulu bir sevgili gibi, fotoğrafçının hasır şapkası uçuyor yamacın altındaki baraja doğru. Çocukların şekerini yalıyor rüzgar.
Palyaçonun sallandığı direğin darağacından tek farkı, ucunda sallanan adamın koltuk altından asılmasıydı. Neden herkesin kahkahalarla izlediği bir şeyi bu kadar korkunç buluyorum? Metrelerce yukarıdaki ipin ucunda debelenen bir adam nasıl komik olur, tek ben mi benzetiyorum can çekişen birine? Herkes nasıl da mutlu. Bir başka palyaço seyircilerin arasından gösteriye dahil olacak kişileri seçiyor. Ellerine birer top verdiği oyunun parçası olmayı başaran izleyiciler, hırsla palyaçoyu vurmaya çalışıyor.