Rahşan Tekşen

Galata Kulesi

Galata Kulesi
Galata Kulesi

YA HAFIZ

...

Vaktiyle yangın gözetleyip şehri bu afetten haberdar eden kulenin eteğine bir kıvılcım sıçradı on sekizinci asırda. Fark edilene kadar, kızıl renkli bir alev sardı kuleyi. O günkü âfeti beyitlere taşıyan Vahidî, dil-i âşık gibi yandığını söyler kulenin. Yüzü gözü tanınmayacak hâle gelen kuleye III.Selim sahip çıktı ve onu yeniden eski hâline kavuşturdu. En üst katına bir mehter ocağı yerleştirdi. Mehter takımının her gün kulenin tepesinden vurduğu kös, vaktin gece yarısı olduğu anlamına geliyordu.

Galata Kulesi beş yüz yaşlarına geldiğinde serseri bir fırtınanın gazabına uğradı. İki büklüm olup kendini korumaya çalışırken başındaki külahını düşürdü. Üzerinden çok zaman geçmedi ki Galata semtinin neredeyse tamamını yiyip yutan bir yangın, bir darbe daha vurdu kuleye. II.Mahmut yere düşen külahı alıp tekrar başına geçirdi kulenin. Cumbalı dört köşkünü ve cihannümasını kaybetse de eski haline kısmen kavuşturdu onu ve sekiz beyitlik bir kitabe yazdırdı kapısına: Bu kule es kazâ yanmışdı yapdı eskiden âlâ/Görüb bağrı yanıklar bildi neymiş şive-i ihsan. Hatta onu korusun diye Hakk Teâlâ, Ya Hafız ismini nakşettirdi kitabenin sağına. Soluna da Ya Râfi’. Zira yükselten de O’ydu, yükselmesine izin veren de… O günden beri bu iki ismin zikrini hiç düşürmedi dilinden kule.

...

Metnin tamamı için: Kırk Bir Kere İstanbul, Şule Yayınları, 2013, sf. 33-38.

Kırk Bir Kere İstanbul'dan Seçmeler KATEGORİSİNDEN...

galata-mevlevihanesi-90647

Galata Mevlevîhanesi

Sekiz köşesi olan semahanenin etrafını iki kat şeklinde mahfiller çevirir. Salonun sonunda kadınlar mahfili, sağda selamlık girişi, üstte hünkâr mahfili, altında dedegân odaları vardır. Bugün müze olarak kullanılan Galata Mevlevîhanesi’nin semahanesi, ilk kez inşa edilen bina olmasa da aynı mekânda ne demlere şahit olunmuştur!

DETAY...

haydarpasa-gari-99629

Haydarpaşa Garı

1900’lü yıllar. Hatta tam da 1900. Yıllardır zihninde mukaddes bir emanet gibi muhafaza ettiği arzusuna biraz daha yaklaşmıştı Abdülhamid. Onun arzusu, İstanbul’dan Hicaz’a yapılan yolculuğun aylarca sürmesine, yolculukları çileye çeviren susuzluk, hastalık ve baskın korkusuna çare bulmaktı. Onun asıl arzusu, İstanbul’u Mekke ve Medine’ye sağ salim kavuşturmak ve rayların denize değdiği yere bir gar binası inşa etmekti.

DETAY...

buyuk-postane-56634

Büyük Postane

Posta tatarı denilince bıyıkları burulu, sakalları taralı; kolları yırtmaçlı cepkeni, geniş şalvarı ve parlak çizmeleriyle nazif esvaplı bir ulak canlanırdı zihinlerde. Yana yıkılan uzun kalpağı, üzerine sardığı çiçekli yemenisi, gümüş kakmalarla süslü eğer takımı ve kehribar ağızlığıyla, at sırtında çakı gibi duran, güçlü kuvvetli bir âdemdi.

DETAY...

rustem-pasa-camii-21627

Rüstem Paşa Camii

Bunca güzellik mabetten çok müzeye çevirmiştir Rüstem Paşa Camii’ni. Seyyahları hiç eksik olmaz. Her gün yüzlerce göz süzülür kubbeden payelere. Flaşlar duvarların, çiniler seyyahların gözlerini kamaştırır. Uzak diyarlardan sırf çinileri görmek için gelen gözleri… Ömründe hiç mavi görmemiş bir delikanlı girer cümle kapısından. Elinden tutan beyaz âsâsı mihraba kadar götürür onu. Seyyahlar bir bir terk ederken camiyi, o secdeye kapanmış vazodaki menekşelerin kokusunu çekmektedir içine.

DETAY...

2024. Copyright © Rahşan Tekşen.

Avinga | XML