ANA SAYFA » KİTAPLIĞIM » EDEBİYAT AİLEM » Mustafa Duruş
RÜZGÂRLI PARMAK
rüzgârın parmağını gördüm.
hareketsizliğe dokundu.
ne olduğunu
neden dokunduğunu
tuşun kendi parmağını seçtiğini
bilmeden
defalarca aynı tuşa dokundu.
gürültüsünü sandığa koydu şimşek
gürültüden bir küpe oldu
avuçları gürültülü kadın.
ses kaydı silindi parmağın
saçları açıldı gecenin
kadının elleri arasından
elleri gecenin yarattığı sularda yorgun
sular ellerinde serin
sular. rüzgârın unuttuğu.
ışığı su mezarlığına gömdü
gözlerini değiştirdi
gecenin bir dağa çarparak
küçücük taşları
seyretti
küçücük taşların ölüm uykusu dağ
rüya. gözleri. ölü dağ.
tuş izleri geçmeden parmağından
tuşu düşürmeden parmağından
rüzgâra dokundu
rüzgâra dokundu, hayır hareketsizliğe
hareketsizliğe dokundu, hayır rüzgâra
hareketsiz rüzgâra dokundu
rüzgâra hareketsiz.
Mustafa Duruş, Tembel Yağmur, Şule Yayınları, 2021
Göreve çıkacağımız sabah kahvaltıda çorba vardı fakat burnuma mis gibi demli çay kokusu geliyordu. Kantinimiz yoktu ama nereden alıyordum o kokuyu anlamadım. İçim buruk bir şekilde bahçede toplandık. Arkadaşlarla şakalaşırken üst teğmen geldi. “Asker toplan!” Diye bağırdı. Çantalarımızı ve silahlarımızı sırtlandık, sonra tim düzeninde sıra olduk.
Yakut topraklara ulaşan her yabancı büyüleyici manzara karşısında, vay vay vay, diyerek coşuyor, şehirden gözlerini uzun süre alamıyordu. Onu görüp cezbesine tutulanlar, kendilerine geldiklerinde haritalarına sarılıp, neresi burası, diye sorup soruşturmuş, onca çabalarına rağmen yerin adını öğrenememişlerdi.
nehri tedirgin geçiyordun koşarak gergin ağlarla bana tedirgin örgülü saçların sığmadı ellerime bu eğri avuçlarla seni nasıl tutayım ben çolak bir ressamım, iyi türkü söylerim
Güneşin yakıcılığını bütün zerrelerinde hissederek gözlerini zar zor açtı sonra tekrar yumdu. Bunaltıcı sıcak nefes almasını zorlaştırıyordu. Gücünü toplayarak kalkmaya çalıştı. Heybesi beş on adım ötesindeydi. Ama ne Eyyam ne de Mestur oradaydı. Telaşla seslendi fakat kendi sesinden başka bir şey duymadı. Hangi yöne gittiğini bilmeden yürümeye koyuldu. Şansının yaver gittiğini söyleyebiliriz çünkü takriben yarım saat sonra mola vermiş bir kervanla karşılaştı.